Boş arama ile bulunan sonuçlar
- Konuşma Dizisi (Podcast) | e-zeytinrotası
e-zeytin rotası, kullanıcıları zeytin rotası üzerinde olan şehirlerdeki gezilecek, görülecek yerleri ve o yörenin yöresel yemekleri hakkında bilgilendirir. Ayrıca o yörenin halk oyunlarını ve edebi eserlerini zeytini baz alarak açıklar. Konuşma Dizisi(Podcast) 00:00 / 04:54
- Edebi ve Sanatsal İçerik | e-zeytinrotası
Şehirlerimizde ki türküler, türkülerin hikayeleri ve manilere yer verilmiştir. Edebi ve Sanatsal İçerik Sitemizin bu bölümünde zeytin rotası üzerindeki şehirlerimizin türkülerini ve hikayelerini, manilerini derleyip sunduk AYDIN Türkü Eklemedir Koca Konak Muhammed Ensar Bülbül 00:00 / 02:04 Türkünün Hikayesi Kültürel açıdan fazlaca aşina olduğumuz ve çok değer verdiğimiz bir türkü olan Eklemedir Koca Konak türküsü; Ahmet Yamacı ve Kemal Kazdağı tarafından derlenerek notaya alınmıştır. Eklemedir Koca ''Kavak'' olarak da bilinen ve söylenen bu türkünün güzelliği, çeşitli bölgelerin yine bu türküyü kendilerine mal etmelerine sebep olmuş ama repertuarda Aydın bölgesine ait olduğu da bilinmektedir. Eklemedir Koca Konak hikayesi ise şu şekildedir; Rivayete göre; bir beyefendi, 19. Yüzyıl içerisinde, günümüz coğrafyasında, İstanbul'dan Denizli ilinin bir ilçesi olan Buldan'a göç eder. Bu beyefendi Buldan'a, inanılmaz güzellikte bir konak yaptırır. Aydın Paşası'nın kulağına kadar bu konağın namı gider. Paşa, kendi adamlarını Buldan'a göndererek; konağın incelenmesini ve kulağına geldiği gibi çok gösterişli ve kendi konağından daha güzel ise, bu konağı yakarak yıkmalarını emreder. Paşanın adamları aldıkları emir üzerine intikal ederler ve konak sahibi Bey'in konağını yakarlar. Konağından asla vazgeçemeyen beyefendi ise, daha sonra bu konağa çeşitli eklemelerde bulunarak, mevcut konağını kurtarmak için çabalar. Bölge halkı ise bu duruma şahit olarak, olayı türkülere dökerler. Mani Pampır gelir Aydın’dan Garlı dağın ardından Yörük çoban ne bilir Bu sevdanın dadından MANİSA Türkü Sendeki Kaşlar Melis Ezgin 00:00 / 01:32 Türkünün Hikayesi Manisa yöresine ait “Sendeki Kaşlar” türküsü, kaynağı sözlü kültüre dayanan anonim bir halk türküsüdür ve belirli bir kişi ya da yazılı bir olay kaydına bağlanmaz. Türkü, derin bir hayranlıkla başlayan fakat kavuşma imkânı bulunmayan bir sevdayı konu alır; sözlerde sevgilinin kaşları üzerinden yapılan betimleme, halk edebiyatında güzelliğin ve gönlü yaralayan çekiciliğin sembolü olarak kullanılır. Anlatıcı, sevdiğine duyduğu ilgiyi açıkça dile getiremez; bakışlarla, ima yoluyla ve içten gelen bir sitemle konuşur. Bu durum, dönemin Manisa ve çevresindeki toplumsal yapıyı, özellikle aile baskısını ve gençlerin duygularını doğrudan ifade edemediği geleneksel yaşamı yansıtır. Türküdeki hüzünlü anlatım, sevgilinin farkında olmadan gönül yakmasını ve âşığın sessizce çektiği acıyı vurgular. Bu yönüyle “Sendeki Kaşlar”, tek bir aşk hikâyesinden ziyade, Ege insanının içli, ağırbaşlı ve derin duygularını yansıtan; zamanla farklı varyantlarla söylenmiş, ama özündeki sitem ve hayranlık duygusunu korumuş bir Manisa türküsüdür. Mani Ak üzümün salkımı Benim yârim saklı mı? Saklı ise çıkarın Kaybederim aklımı BALIKESİR Türkü Edremitin Gelini Yasemin Uğurlu Bülbül 00:00 / 02:04 Türkünün Hikayesi Fatma, Edremit'in varlıklı bir ağasının güzeller güzeli kızıdır. Ali ise yakışıklı ve çalışkan bir yiğittir. Birbirlerine aşık olan Fatma ve Ali, gizlice görüşmeye başlarlar. Aşkları büyüdükçe evlenmek isterler. Fakat Fatma'nın babası, kızını Ali gibi fakir bir delikanlıya vermeyi kabul etmez. Fatma ve Ali, babanın engelini aşmak için kaçmaya karar verirler. Bir gece yarısı, Edremit'ten bir gemiye binerek Bursa'ya doğru yola çıkarlar. Gemideyken Fatma hastalanır ve hayatını kaybeder. Fatma'nın ölümüne dayanamayan Ali, sevdiği kadının cansız bedenini denize atar ve Edremit'e geri döner. Acı ve keder içinde yaşayan Ali, kısa süre sonra da tüberküloz hastalığına yakalanır ve vefat eder. Edremit'in Gelini türküsü, Fatma ve Ali'nin trajik aşk hikayesini anlatan ve Ege Bölgesi'nde en çok sevilen türkülerden biridir. Türküde Fatma'nın güzelliği, Ali'nin acısı ve iki gencin trajik sonu duygusal bir dille dile getirilir. Edremit'in Gelini türküsü, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda ezilenlerin ve kaderine mahkum olanların da hikayesidir. Mani Bahar geldi gül açtı Yaşmak aldıramazsın. Bülbüller yuvadan uçtu Alıp dolduramazsın BURSA Türkü Zeytinyağlı Yiyemem Ama Pelin Küssen Osmanoğlu 00:00 / 02:00 Türkünün Hikayesi Bursa yöresine ait olan ve 2 Kasım 1954’te İhsan Kaplayan’dan derlenerek Muzaffer Sarısözen tarafından kayıt altına alınan bu türkü, anlatıldığına göre yalnızca bir halk ezgisi değil, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı sonrası yaşanan büyük bir dönüşümün sembolü hâline gelir; 1947’de önerilip 1948–1951 yılları arasında uygulanan Marshall Planı kapsamında Türkiye dâhil 16 ülkeye sunulan ABD kaynaklı ekonomik yardım, görünürde kalkınmayı amaçlarken, gerçekte ABD’nin mısır fazlasını eritme stratejisinin bir parçası olur ve şartlardan biri Türkiye’nin mısırözü yağı satın almasıdır; bu süreçte ülkede ilk margarin fabrikası kurulur, yüz binlerce zeytin ağacı sökülür, kalan ağaçlardan elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD’ye satılırken halk mısırözü yağına ve katı yağlara yönlendirilir; zeytinyağını seven toplum, “ısıtılınca kanser yapar” gibi bilimsel temeli olmayan söylemlerle ondan soğutulur, oysa zeytinyağı en yüksek dumanlaşma derecesine sahip yağlardan biridir; yetmezmiş gibi, bugün halkla ilişkiler çalışması denebilecek yöntemlerle “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman” sözleriyle türküleştirilen bir algı yaratılır ve bu ezgi ülkenin en popüler türkülerinden biri hâline gelir; katı yağa mahkûm edilen halk, 20–30 yıl içinde bir kaşık yağa muhtaç duruma düşerken, basma giyen kadınlar da zamanla sentetik giysilerle tanıştırılır ve böylece bir türkü, bir dönemin ekonomik, kültürel ve toplumsal dönüşümünün hikâyesine dönüşür. Mani Bursa'nın kestanesi Bir kilo birtanesi Benim sevdiğim kişi Bir evin birtanesi MUĞLA Türkü Çökertme Hakan Cabuş 00:00 / 02:11 Türkünün Hikayesi Bodrum’un eski zamanlarında, mertliği ve yiğitliğiyle tanınan Halil Efe ile can dostu İbrahim Çavuş, yokluk içindeki halkın sevgisini kazanmış iki yakın arkadaştır; geçimlerini Yunan adalarına tütün götürüp karşılığında içki ve kahve getirerek sağlarlarken, Halil Efe güzelliğiyle ün salmış, çakır gözlü Gülsüm’e sevdalıdır ve bu aşk tüm kasabanın bildiği bir gönül birliğine dönüşür. Ancak kibri ve otorite hırsıyla tanınan Çerkes Kaymakam, halktan gelen kışkırtmalarla bu iki yiğidi yakalamak için bir tuzak kurar; Halil Efe her ne kadar durumu sezerek iniş yerini Aspat yerine Bitez Yalısı olarak duyursa da, fırtınalı ve sisli bir gecede kader onları gerçekten Bitez Yalısı’na sürükler. Karaya çıkar çıkmaz kurulan pusuda Halil Efe ve İbrahim Çavuş kurşunlanarak öldürülür, Bodrum halkı ve özellikle Gülsüm derin bir yasa boğulur. Bu acı olaydan geriye ise Halil Efe’nin yiğitliğini, Gülsüm’ün gözlerini ve yaşanan haksızlığı anlatan, “Çakır da gözlü Gülsüm’ümü Çerkes Kaymakam aldı” dizeleriyle hafızalara kazınan bir türkü kalır. Mani Zeytin yaprağın dökmez Hayalin önümden gitmez Annem gözün kör olsun Senin yaptığın kimseler yapmaz İZMİR Türkü Evlerinin Önü Mersin Selda Arslan 00:00 / 04:37 Türkünün Hikayesi “Evlerinin Önü Mersin”, İzmir yöresine ait anonim bir halk türküsüdür ve temelinde kavuşamayan bir aşkın hikâyesi yer alır. Türkü, sevdiği kişiye ailesel ve toplumsal engeller nedeniyle ulaşamayan bir gencin duygularını anlatır. Sevenler aynı mahallede yaşamalarına rağmen birbirlerine açılamaz; bakışlarla yetinen, sessiz ve sabırlı bir bekleyiş hâkimdir. Türküde geçen mersin ağacı, sevilen kişinin evinin önünde yer alan, her mevsim yeşil kalan bir simge olarak karşımıza çıkar. Bu ağaç, hem umudu hem de bitmeyen özlemi temsil eder. Genç, sevdiğinin evinin önünden geçerken konuşamaz ama içindeki acıyı ve hasreti bir ezgiye dönüştürür. Söylenen sözler, yaşanan ayrılığın ve sitemin sade ama etkili bir ifadesidir. Zamanla bu kişisel hikâye anonimleşmiş, türkü dilden dile aktarılarak Ege insanının aşk, hasret ve kader karşısındaki duygularını yansıtan ortak bir anlatıya dönüşmüştür. Bu yönüyle “Evlerinin Önü Mersin”, sadece bir aşk hikâyesi değil, kavuşamayan herkesin duygusunu taşıyan güçlü bir halk türküsüdür. Mani Zeytinyağ şişesini Doldur yarim akmasın Gözlerine tembih et Başkasına bakmasın ÇANAKKALE Türkü Çemberimde Gül Oya Bilgem Uygun 00:00 / 03:29 Türkünün Hikayesi Çemberimde Gül Oya türküsü Çanakkale yöresine ait bir türküdür. Türkünün sözleri Kamil Nizam Bigalı tarafından yazılmış ve Ahmet Yamacı tarafından derlenmiştir.Türkünün hikayesi sonu hasretle, hüzünle biten bir aşk hikayesidir. Zaten aslında türküyü büyük yapan da aşıkların kavuşamamalarıdır. Çanakkale, Biga ilçesinde yaşayan Zarife ve Ümit bu aşk hikayesinin baş aktörleridir.Zarife ve Ümit birbirlerini çok sevseler de, Zarife'nin ailesinin siyasi görüşleri ile Ümit'in görüşlerinin uyuşmaması onlar için büyük bir engel oluşturmuştur. Zarife'nin babası evlenmelerine karşı çıkmıştır.Zarife, ailesi ile sevdalısı arasında bir seçim yapmak zorunda kalmış ve ailesinin yanında kalmayı seçmiştir. Ama aralarındaki aşk hiç bir zaman azalmamıştır.Zarife evde sürekli sessiz şekilde oturmakta ve oya işlemektedir. İşlediği oyalarla da sitemini, aşkını, hüznünü, özlemini ailesi ve çevresindekilere yansıtmaya çalışmıştır. Ümit'in siyasi olaylar sebebiyle hapishaneye düşmesi ile kavuşmaları artık neredeyse imkansız hale gelmiştir. İşte bu türkü de kavuşamayan bu iki aşığın, birbirlerine duydukları hasret üzerine Zarife'nin hislerini işlediği oyalardan esinlenip yazılmıştır. Mani Gelibolu'ya girerken Sağ tarafta karakol Öp babamın elini Babamın damadı ol YALOVA Türkü İndim Havuz Başına Muhammed Ensar Bülbül 00:00 / 02:18 Türkünün Hikayesi “İndim Havuz Başına” türküsü, Orta Anadolu ve İç Ege yörelerinde yaygın olarak bilinen, kaynağı sözlü kültüre dayanan anonim bir halk türküsüdür ve belirli bir kişiye ya da tekil bir olaya bağlanmaz. Türkü, kavuşulamayan veya karşılık bulamayan bir aşkın etrafında şekillenir; havuz başı ise eski Anadolu yaşamında gençlerin bir araya gelebildiği, bakışların ve duyguların sessizce konuştuğu kamusal ama duygusal açıdan mahrem bir mekân olarak karşımıza çıkar. Anlatıcı, sevdiğini görebilme umuduyla havuz başına inerken, bu bekleyiş çoğu anlatımda hüzün, özlem ve içe kapanan bir kırgınlıkla sonuçlanır. Sözlerde yer alan su, gece ve ay ışığı gibi imgeler, halk edebiyatında arınmayı, sabrı ve iç dünyadaki sızıyı simgelerken, sevgiliye kavuşamama durumu kader, aile baskısı veya toplumsal engellerle açıklanır. Türkü, bu yönüyle bireysel bir aşk hikâyesinin ötesine geçerek, Anadolu insanının duygularını açıkça dile getiremediği, içe atılmış sevgiyi ve sessiz acıyı yansıtır; bu nedenle kuşaktan kuşağa aktarılmış, farklı varyantlarla söylenmiş olsa da taşıdığı hüzünlü ve içten duygu hiç değişmemiştir. Mani Hey aşıyor aşıyor Süt bakırdan taşıyor Yalova'nın oğlanları Kel kafayı kaşıyor
- Kırmızı Buğday Zeybeği | e-zeytinrotası
İzmir'in yöresel halk oyunlarından olan Kırmızı Buğday Zeybeği Next izmir kırmızı buğday zeybeği
- Balıkesir'in Tarihi | e-zeytinrotası
Balıkesir şehrinin geçmişten günümüze kadar olan kısa tarihi verilmiştir. Balıkesir'in Tarihi Balıkesir ve çevresi eski çağlarda Misyalıların yaşadığı bir bölgeydi. Misya halkı bağımsız bir devlet kuramamış, Truva, Hitit, Frig, Pers, Makedon ve Bergama Krallığı gibi birçok devletin egemenliği altında yaşamıştır. MÖ 129’da bölge Roma hâkimiyetine girerken, MS 395’te Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalmıştır. 670–678 yılları arasında Arapların İstanbul kuşatması sırasında bölge ilk kez Müslümanlarla tanışmış, fakat kuşatma başarısızlıkla son bulmuştur. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamış, 1076’da bölgedeki Misya şehirleri Selçuklu hâkimiyetine girmiştir. Haçlı Seferleri sonrasında Bizans bölgeyi geri alsa da 13. yüzyıldan itibaren Türkmen akınları ve göçleriyle bölge yeniden Türkleşmiştir. XIII. yüzyıl sonunda Karesi Beyliği kurulmuş, Balıkesir merkez olmak üzere geniş bir coğrafyada hâkimiyet sağlamıştır. Güçlü deniz gücüyle dikkat çeken bu beylik, iç karışıklıklar sonrası 1345’te Orhan Gazi tarafından Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Böylece Osmanlılar hem askerî hem de denizcilik bakımından önemli bir güç kazanmıştır. Balıkesir, Osmanlı döneminde Karesi Sancağı olarak yönetilmiş ve zaman zaman kıtlık, isyan ve göçlerle karşılaşmıştır. 1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşları sonrasında bölgeye yoğun göçmen yerleşmiş; Rusya, Bulgaristan ve Kafkasya’dan gelen Müslüman halk Balıkesir’e sığınmıştır. Osmanlı’nın mali çöküşü sırasında Düyûn-ı Umûmiye idaresi bölgede vergi toplama yetkisi kullanmıştır. I. Dünya Savaşı’nın ardından Yunan ordusu Batı Anadolu’yu işgal etmeye başlayınca Balıkesir’de halk direnişe geçti. 18 Mayıs 1919’da Redd-i İlhak Heyeti kuruldu ve ardından Balıkesir Kongreleri toplandı. Kuva-yı Milliye birlikleri bölgede Yunan ilerleyişine karşı mücadele etti. Düzenli ordunun kurulması ve Sakarya Zaferi sonrası Türk kuvvetleri üstünlük sağlayarak 1922’de Yunan işgalini sonlandırdı. Balıkesir ve çevresi Eylül 1922’de tamamen kurtuldu. Ardından Osmanlı Devleti tarihten çekildi ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (t.y.). Balıkesir ilinin tarihi. Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. https://balikesir.ktb.gov.tr/TR-65829/balikesir-ilinin-tarihi.html
- Yalova İngilizce Dijital Kitapçık | e-zeytinrotası
Yalova'da neler yenir, nereler gezilir, neler alınır, sorusuna cevap veren dijital kitapçık (İngilizce) Next
- Manisa'nın Tarihi | e-zeytinrotası
Manisa şehrinin geçmişten günümüze kadar olan kısa tarihi verilmiştir. Manisa'nın Tarihi Batı Anadolu’nun Lidya bölgesinde yer alan Manisa’nın kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte şehrin kökeni MÖ II. binyıla kadar uzanmaktadır. İlk yerleşimin bugünkü Manisa’nın 7 km doğusundaki Yarıkkaya mevkiinde “Tantalis” adıyla kurulduğu, MÖ XII. yüzyıldaki büyük göçler sırasında yıkıldığı ve aynı bölgede “Sipylos” adlı yeni bir şehrin ortaya çıktığı değerlendirilmektedir. Antik kaynaklara göre şehrin kurucuları, Teselya’dan gelen Magnetlerdir; bunlar önce Menderes kıyısında Magnesia’yı, ardından Sipylos eteklerinde ikinci Magnesia’yı kurmuş ve ayırt etmek için “Magnesia ad Sipylum” adını kullanmışlardır. Bu ad zamanla Türk döneminde Mağnisiye, Mağnisa ve Manisa biçimlerine dönüşmüştür. Manisa, tarih boyunca Hitit, Frig, Yunan, Lidya, Pers, Roma ve Bizans egemenliklerinde kalmış; Malazgirt Zaferi’nden sonra hızla Batı Anadolu’ya yayılan Türk güçleri tarafından kuşatılmıştır. 1300’ler civarında Bizans’ın elinde kalan az sayıdaki sağlam surlu şehirlerden biri olmayı başaran Manisa, Bizans’ın Katalan paralı askerlerinden yardım almasına rağmen savunulamayarak 1313’te Saruhan Bey tarafından fethedilmiştir. Harzemşah kökenli olması muhtemel Saruhan Bey, Manisa’yı beylik merkezi yapmış; donanma kurarak Ege’de seferler düzenlemiş, çevre beyliklerle ilişkiler kurmuş ve elde ettiği zenginlikle cami, medrese, zaviye ve kütüphaneler yaptırarak şehre güçlü bir Türk–İslam karakteri kazandırmıştır. Manisa çevresinde Avşar, Karkın, Salur, Bayat, Çepni, Çavdır gibi birçok Oğuz boyuna ait yer adlarının bulunması, bölgenin yoğun Türk yerleşimi aldığını göstermektedir. Saruhan Bey’in 1346’daki ölümü sonrası beyliğin yönetimi Fahreddin İlyas, Muzaffereddin İshak ve Orhan Bey arasında el değiştirmiş; daha sonra Orhan Bey’in kardeşi Hızırşah iktidarı ele geçirmiştir. 1390’da Yıldırım Bayezit’in Batı Anadolu harekâtı sırasında Hızırşah barış yoluyla Manisa’yı Osmanlılara teslim etmiş; Yıldırım da şehrin yönetimini oğlu Ertuğrul’a vermiştir. 1402 Ankara Savaşı’nın ardından bölgedeki otorite çökmüş; Hızırşah’ın kardeşi Orhan Bey 1403’te bağımsızlık simgesi olarak para bastırmışsa da Timur’un çekilmesiyle yeniden Hızırşah hâkimiyeti sağlanmıştır. Çelebi Mehmet’in 1405–1406 yıllarında Batı Anadolu’da birliği yeniden sağlama harekâtıyla Manisa Osmanlı yönetimine kesin olarak katılmış ve şehir 1919’daki Yunan işgaline kadar 514 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Manisa Büyükşehir Belediyesi. (t.y.). Manisa Tarihi. https://www.manisa.bel.tr/s22_manisa-tarihi.aspx
- Zeytin Serüveni | e-zeytinrotası
Zeytinin Zeytinyağı olma serüveni videolu şekilde anlatılmıştır. Next Zeytin Zeytin Serüveni Zeytin Yağı
- İzmir'in Tarihi | e-zeytinrotası
İzmir şehrinin geçmişten günümüze kadar olan kısa tarihi verilmiştir. İzmir'in Tarihi Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Irmağı Sipvlos (Yamanlar) Dağı'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü. Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikasına ait numune bağı bulunmaktadır. 1955'ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir'deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün katkıları büyük olmuştur. Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler genelde, ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İon ve Dor kökenlidir, küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar; Çandarlı, Foça, İzmir, Klazomenai, Miletos ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenlilerden olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı'nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde yer aldı. M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale eteklerine taşındı. İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. (t.y.). Tarihçesi. https://izmir.ktb.gov.tr/tr-91057/tarihcesi.html
- Erişilebilirlik Bildirimi | e-zeytinrotası
e-zeytin rotası sitemizin Erişilebilirlik Bildirimi bölümüdür. The purpose of the following template is to assist you in writing your accessibility statement. Please note that you are responsible for ensuring that your site's statement meets the requirements of the local law in your area or region. *Note: This page currently has two sections. Once you complete editing the Accessibility Statement below, you need to delete this section. To learn more about this, check out our article “Accessibility: Adding an Accessibility Statement to Your Site”. Accessibility Statement This statement was last updated on [enter relevant date]. We at [enter organization / business name] are working to make our site [enter site name and address] accessible to people with disabilities. What web accessibility is An accessible site allows visitors with disabilities to browse the site with the same or a similar level of ease and enjoyment as other visitors. This can be achieved with the capabilities of the system on which the site is operating, and through assistive technologies. Accessibility adjustments on this site We have adapted this site in accordance with WCAG [2.0 / 2.1 / 2.2 - select relevant option] guidelines, and have made the site accessible to the level of [A / AA / AAA - select relevant option]. This site's contents have been adapted to work with assistive technologies, such as screen readers and keyboard use. As part of this effort, we have also [remove irrelevant information]: Used the Accessibility Wizard to find and fix potential accessibility issues Set the language of the site Set the content order of the site’s pages Defined clear heading structures on all of the site’s pages Added alternative text to images Implemented color combinations that meet the required color contrast Reduced the use of motion on the site Ensured all videos, audio, and files on the site are accessible Declaration of partial compliance with the standard due to third-party content [only add if relevant] The accessibility of certain pages on the site depend on contents that do not belong to the organization, and instead belong to [enter relevant third-party name] . The following pages are affected by this: [list the URLs of the pages] . We therefore declare partial compliance with the standard for these pages. Accessibility arrangements in the organization [only add if relevant] [Enter a description of the accessibility arrangements in the physical offices / branches of your site's organization or business. The description can include all current accessibility arrangements - starting from the beginning of the service (e.g., the parking lot and / or public transportation stations) to the end (such as the service desk, restaurant table, classroom etc.). It is also required to specify any additional accessibility arrangements, such as disabled services and their location, and accessibility accessories (e.g. in audio inductions and elevators) available for use] Requests, issues, and suggestions If you find an accessibility issue on the site, or if you require further assistance, you are welcome to contact us through the organization's accessibility coordinator: [Name of the accessibility coordinator] [Telephone number of the accessibility coordinator] [Email address of the accessibility coordinator] [Enter any additional contact details if relevant / available]
- Aydın Türkçe Dijital Kitapçık | e-zeytinrotası
e-zeytin rotası, kullanıcıları zeytin rotası üzerinde olan şehirlerdeki gezilecek, görülecek yerleri ve o yörenin yöresel yemekleri hakkında bilgilendirir. Ayrıca o yörenin halk oyunlarını ve edebi eserlerini zeytini baz alarak açıklar. Next
- Kerimoğlu Zeybeği | e-zeytinrotası
Muğla'nın yöresel halk oyunlarından olan Kerimoğlu Zeybeği Next Muğla Kerimoğlu Zeybeği
- Yalova Türkçe Dijital Kitapçık | e-zeytinrotası
Yalova'da neler yenir, nereler gezilir, neler alınır, sorusuna cevap veren dijital kitapçık (Türkçe) Next


